Adalet ve Kalkınma Partisi, kuruluşunun 25’inci yılına yaklaşırken Türkiye siyasetindeki uzun iktidar dönemini, geçirdiği kadro değişimlerini ve ülkenin son çeyrek asırdaki dönüşümündeki rolünü yeniden gündeme taşıdı. BBC’nin AK Parti’nin 25 yılını ele alan değerlendirmesi, partinin yalnızca seçim başarılarıyla değil, devlet yönetimi, ekonomi, dış politika ve toplumsal hayat üzerindeki etkileriyle de incelenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2001’de kurulan parti, 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde tek başına iktidara geldi. Bu tarihten itibaren Türkiye’de hükümetler arası kısa süreli değişimler yerine, uzun soluklu ve merkezi bir siyasi yönetim dönemi başladı. AK Parti, farklı toplumsal kesimlerden aldığı destekle seçimlerde üst üste başarı kazandı ve siyasi sistemin en güçlü aktörlerinden biri haline geldi.
İlk yıllarda reform ve ekonomik istikrar öne çıktı
Partinin ilk döneminde Avrupa Birliği üyelik süreci, demokratikleşme adımları, kamu yönetiminde yeniden yapılanma ve ekonomik istikrar başlıkları öne çıktı. 2001 ekonomik krizinin ardından uygulanan mali disiplin politikaları, bankacılık sistemindeki düzenlemeler ve küresel ekonomik koşulların desteğiyle Türkiye ekonomisinde büyüme dönemleri yaşandı.
Sağlık hizmetlerine erişimin yaygınlaştırılması, ulaşım yatırımları, bölünmüş yollar, şehir hastaneleri ve toplu konut projeleri AK Parti iktidarlarının en görünür icraat alanları arasında yer aldı. Büyük altyapı projeleri, özellikle Anadolu kentlerinde kamu hizmetlerinin niteliği ve erişilebilirliği üzerinden siyasal destek üretti. Eğitim alanında derslik sayısının artırılması ve yükseköğretimin kentlere yayılması da hükümetin öne çıkardığı politikalar arasında bulundu.
Güçlenen yürütme yapısı siyasi dengeleri değiştirdi
AK Parti’nin siyasi çizgisi, iktidar yılları içinde önemli değişimler geçirdi. İlk dönemde reformcu ve Avrupa Birliği odaklı politikalarla öne çıkan parti, ilerleyen yıllarda güvenlik, milli irade ve güçlü yürütme vurgusunu daha fazla öne çıkardı. 2017’de yapılan anayasa değişikliği referandumu ve 2018’de uygulamaya geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yürütme organının yapısını değiştirdi.
Bu değişim, karar alma süreçlerinin hızlanmasını savunanlarla kuvvetler ayrılığı ve denge-denetleme mekanizmalarının zayıfladığını ileri sürenler arasındaki tartışmayı derinleştirdi. AK Parti yönetimi yeni sistemi istikrar ve hızlı icraat gerekçesiyle savunurken, muhalefet partileri parlamentonun ve kurumların denetim gücünün artırılması gerektiğini dile getirdi.

Dış politikada daha iddialı bir çizgi benimsendi
Partinin iktidar döneminde Türkiye’nin dış politika yaklaşımı da değişti. İlk yıllarda Avrupa Birliği ile tam üyelik hedefi ve komşu ülkelerle ekonomik ilişkiler öne çıkarken, Suriye savaşı, Irak’taki gelişmeler, Doğu Akdeniz, Libya ve göç hareketleri Ankara’nın dış politika gündemini güvenlik eksenine taşıdı.
Türkiye, milyonlarca sığınmacının bulunduğu bölgesel krizlerin doğrudan etkilediği ülkelerden biri oldu. Sınır güvenliği, terörle mücadele ve düzensiz göç başlıkları iç siyasetteki tartışmaların da merkezine yerleşti. AK Parti hükümetleri, dış politikadaki askeri ve diplomatik hamleleri Türkiye’nin bölgesel etkisini artırma çerçevesinde sunarken, muhalefet bu politikaların ekonomik ve toplumsal maliyetlerini gündeme getirdi.
Seçim sonuçları teşkilat için yeni arayış başlattı
31 Mart 2024 yerel seçimleri, AK Parti açısından uzun iktidar döneminin en dikkat çekici siyasi sınavlarından biri oldu. Parti, büyükşehirlerde ve birçok ilde önceki seçimlere göre oy kaybı yaşarken ekonomik sorunlar, hayat pahalılığı ve emekli gelirleri seçmen davranışını etkileyen temel başlıklar arasında gösterildi.
Yerel seçimlerin ardından parti yönetimi teşkilat çalışmalarına, seçmenle doğrudan temasa ve ekonomik sorunlara yönelik politika arayışlarına ağırlık verdi. Farklı siyasi partilerden bazı belediye başkanlarının AK Parti’ye katılması da teşkilat gündeminde yer aldı. Bu geçişleri değerlendiren belediye başkanları, kararlarını hizmet anlayışı, siyasi tercihler veya yerel yönetimlerde daha güçlü destek arayışıyla açıklarken, muhalefet bu adımları siyasi transfer olarak eleştirdi.
25’inci yılda parti içindeki başlıklar
AK Parti’nin 25’inci yılı, geçmiş başarıların anlatıldığı bir dönemin yanı sıra yeni kadro ve politika arayışlarının da gündeme geldiği bir süreç olarak şekilleniyor. Genç seçmenlerle bağların güçlendirilmesi, kadınların siyasetteki temsilinin artırılması, ekonomik sıkıntılara yanıt verilmesi ve yerel teşkilatların yeniden hareketlendirilmesi parti yönetiminin önündeki başlıklar arasında bulunuyor.
Partinin gelecekteki siyasi performansı, seçmenin gündelik yaşamını doğrudan etkileyen enflasyon, gelir dağılımı, istihdam, konut ve eğitim sorunlarına vereceği yanıtlarla yakından ilişkili olacak. 2026’da 25’inci yılını karşılayan AK Parti, uzun iktidar deneyiminin sağladığı kurumsal birikimle toplumsal değişimin ürettiği yeni beklentiler arasında denge kurmaya çalışıyor.