Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, eski AK Parti Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşiyle ilgili borsa işlemlerine dair kamuoyunda tartışma yaratan bir iddia paylaştı. Emre, çiftin Nisan ayında yaklaşık 63 milyon lira değerinde hisse aldığını, dört ay sonra Eylül ayında bu hisselerin 1,3 milyar lira seviyesinde satıldığını öne sürdü. İddianın merkezinde, kısa süre içinde gerçekleştiği belirtilen yüksek tutarlı hisse alım ve satım işlemleri bulunuyor.
İddianın odağında dört aylık işlem süreci var
Zeynel Emre’nin açıklamasına göre söz konusu işlemler, Nisan ve Eylül ayları arasındaki dört aylık dönemde gerçekleşti. Emre, Fatma Betül Sayan Kaya ile eşinin toplamda 63 milyon lira civarında yatırım yaptığını ve Eylül ayında 1 milyar 300 milyon liranın üzerinde para çekildiğini ileri sürdü.
Farklı haber kuruluşlarında rakamlar 1,3 milyar lira ile 1,34 milyar lira arasında ifade edildi. Bazı yayınlarda ise satış işleminin, kamuoyunda tartışılan fon soruşturması veya fon krizi gündeme gelmeden önce yapıldığı iddiası öne çıkarıldı. Bu bağlantı, açıklamaların siyasi ve ekonomik tartışma boyutunu genişletti.
Zeynel Emre hangi iddiaları gündeme getirdi?
Yeni Parti Sözcüsü Emre, açıklamasında yalnızca hisse alım ve satım rakamlarına değil, işlemlerin zamanlamasına da dikkat çekti. Emre’nin iddiasına göre 63 milyon liralık yatırımın kısa sürede 1,3 milyar liranın üzerine çıkarak nakde dönüştürülmesi, olağan piyasa hareketlerinin ötesinde incelenmesi gereken bir tablo oluşturuyor.
Emre, bu işlemlerin hangi şirket hisselerinde yapıldığına, alımların ve satışların hangi aracı kurumlar üzerinden gerçekleştirildiğine ilişkin ayrıntılı belgeleri kamuoyuna sunup sunmadığı konusunda ise haber kaynaklarında farklı bilgiler yer aldı. İddianın doğrulanabilmesi için işlem kayıtları, yatırım hesapları, tarih-saat bilgileri ve ilgili sermaye piyasası bildirimlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Haberlerde farklı tutarlar yer aldı
İddia, Sözcü, Odatv, Medyascope, T24, Evrensel.net, Halk TV, Karar ve Yeniçağ gibi çeşitli haber kuruluşlarının yayınlarıyla gündeme taşındı. Bazı başlıklarda “63 milyon yatırıldı, 1,3 milyar çekildi” ifadesi kullanılırken, bazı haberlerde toplam çekilen tutar 1 milyar 344 milyon lira olarak aktarıldı.
Rakamlar arasındaki farkın, satış bedelinin hesaplanma yöntemi, birden fazla hesapta yapılan işlemler veya eşlerin ayrı ayrı gerçekleştirdiği satışların birlikte değerlendirilmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı açık biçimde ortaya konulmuş değil. Bu nedenle iddia edilen kazanç tutarının, resmi borsa kayıtları ve mali belgelerle karşılaştırılması önem taşıyor.

Fatma Betül Sayan Kaya’ya ulaşıldı
Notbir’in haberine göre Fatma Betül Sayan Kaya’ya söz konusu 1,3 milyar liralık satış iddiası soruldu. Haberde, eski bakanın iddiaya tek cümlelik yanıt verdiği belirtildi; ancak yanıtın ayrıntıları ve kamuoyuna yapılan kapsamlı bir açıklamanın bulunup bulunmadığı konusunda kaynaklarda sınırlı bilgi yer aldı.
Kaya’nın ya da eşinin yatırım hesaplarına, hisse işlemlerine ve iddia edilen satış tutarlarına ilişkin ayrıntılı belgeleri kamuoyuyla paylaşmadığı görülüyor. Tarafların açık ve belgeli bir açıklama yapması, iddianın siyasi tartışma sınırından çıkarak somut finansal veriler üzerinden değerlendirilmesine imkan sağlayabilir.
İddia henüz resmi kayıtlarla doğrulanmış değil
Hisse alım satımlarında yüksek tutarlı kazanç elde edilmesi tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmiyor. İşlemlerin yasal olup olmadığının anlaşılması için yatırımcının bilgiye erişim biçimi, kamuya açıklanmamış bilgilerin kullanılıp kullanılmadığı, işlemlerin piyasa bozucu nitelik taşıyıp taşımadığı ve bildirim yükümlülüklerine uyulup uyulmadığı incelenmeli.
Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul ve ilgili mali birimler, gerekli görmeleri halinde işlem hareketlerini inceleyebilir. Böyle bir incelemede hesap hareketleri, emir kayıtları, hisse senetlerinin fiyat değişimleri ve satışların kamuya açık bilgilerle aynı döneme denk gelip gelmediği değerlendirilecektir.
Siyasi tartışma finansal inceleme çağrısına dönüştü
İddia, Fatma Betül Sayan Kaya’nın geçmişte üstlendiği siyasi görevler nedeniyle yalnızca kişisel bir yatırım tartışması olarak kalmadı. Eski bakanın kamu görevinde bulunduğu dönemde edindiği bilgilerle işlem yapıp yapmadığı yönündeki soru, açıklamaların siyasi etkisini artırdı. Bu aşamada böyle bir bağlantının kurulduğunu gösteren kesinleşmiş bir resmi tespit bulunmuyor.
Yeni Parti cephesi, işlemlerin zamanlamasının ve tutarının araştırılması gerektiğini savunurken, iddiaların muhataplarından kapsamlı açıklama bekleniyor. Resmi kurumların inceleme başlatıp başlatmayacağı, işlem kayıtlarının kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı ve tarafların yeni belgeler sunup sunmayacağı tartışmanın yönünü belirleyecek.