LDL kolesterol yüksekliği, kalp krizi ve inme riskini artıran başlıca değiştirilebilir etkenler arasında gösteriliyor. Tıbbiye Bülteni’nde yayımlanan değerlendirmelerde, LDL’nin damar duvarında birikerek ateroskleroz adı verilen damar sertliği sürecine katkıda bulunduğu, kandaki düzey düştükçe kalp damar hastalığı riskinin de azalabildiği aktarıldı.
Kolesterol, vücudun hücre yapımı ve bazı hormonların üretimi için ihtiyaç duyduğu yağ benzeri bir madde. Karaciğerin ürettiği kolesterolün bir bölümü besinlerle alınırken, kanda farklı taşıyıcılar aracılığıyla dolaşıyor. Halk arasında “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL, kolesterolü dokulara taşıyor; HDL ise dokulardaki kolesterolün karaciğere geri götürülmesine yardımcı oluyor. Kalp damar sağlığı açısından tek bir değere bakmak yerine, kişinin genel risk tablosunun değerlendirilmesi gerekiyor.
LDL damar duvarında nasıl birikiyor?
Kandaki LDL parçacıkları damarların iç yüzeyinden geçerek damar duvarında birikebiliyor. Bu birikim, bağışıklık sisteminin yanıtını tetikleyerek iltihabi süreci başlatıyor ve zaman içinde damarların esnekliğini kaybetmesine yol açabiliyor. Damar içindeki plak büyüdüğünde kan akımı daralıyor; plağın çatlaması halinde pıhtı oluşarak kalp krizi veya inme gelişebiliyor.
Risk, LDL düzeyinin yanı sıra yüksek tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, fazla kilo, hareketsizlik ve aile öyküsüyle birlikte artıyor. Daha önce kalp krizi geçirmiş, stent takılmış ya da damar hastalığı tanısı almış kişilerde hedef kolesterol düzeyi, herhangi bir kalp damar hastalığı bulunmayan kişilere göre daha düşük belirlenebiliyor.
Beslenme düzeni kolesterolü etkiliyor
BBC’nin kolesterolü beslenmeyle düşürmeye yönelik değerlendirmelerinde, doymuş yağ tüketiminin azaltılması ve lif içeriği yüksek yiyeceklere ağırlık verilmesi öne çıkıyor. Yağlı etler, işlenmiş et ürünleri, tereyağı, tam yağlı süt ürünleri ve bazı hazır gıdalar doymuş yağ açısından zengin olabiliyor. Sebze, meyve, kuru baklagil, yulaf, tam tahıl, kuruyemiş ve balık ağırlıklı bir beslenme düzeni ise kalp damar sağlığı açısından destekleyici kabul ediliyor.
Beslenmede yalnızca tek bir ürünü tamamen yasaklamak yerine, günlük yağ türlerinin ve porsiyonların gözden geçirilmesi önem taşıyor. Zeytinyağı gibi doymamış yağ kaynaklarının tercih edilmesi, kızartma yerine fırınlama veya haşlama yöntemlerinin kullanılması ve paketli ürünlerin etiketlerinin okunması kolesterol yönetimine katkı sağlayabiliyor. Kilo fazlası bulunan kişilerde ölçülü kilo kaybı da kan yağlarında iyileşme sağlayabiliyor.
Tek doz tedavi iddiaları için klinik aşama belirleyici
NTV Haber’de yer alan “ömür boyu düşük kolesterol” başlıklı gelişme, kolesterol tedavisinde genetik temelli yaklaşımlara yönelik ilgiyi gündeme taşıdı. Gen düzenleme veya karaciğerde kolesterol metabolizmasını etkileyen tek uygulamalı tedaviler, LDL düzeyini uzun süre azaltma potansiyeli taşıyor. Bu yöntemlerin güvenliği, kalıcılığı ve uzun vadeli yan etkileri ise geniş katılımlı klinik araştırmalarla ortaya konulmak zorunda.
Tek uygulamayla kalıcı sonuç sağlayacağı ileri sürülen yöntemler, henüz herkes için kullanılabilecek standart tedaviler anlamına gelmiyor. Klinik araştırmanın hangi aşamada olduğu, kaç kişinin takip edildiği, yan etkilerin nasıl izlendiği ve tedavinin hangi hasta gruplarına önerildiği bilinmeden kesin sonuç çıkarmak mümkün değil. Mevcut ilaç tedavisini doktor önerisi olmadan bırakmak da ciddi risk taşıyor.
Bitkisel ve Uzak Doğu yaklaşımları dikkatle ele alınmalı
Posta’da yer alan, et ve peynir tüketimini azaltan Uzak Doğu merkezli beslenme yaklaşımına ilişkin haber, bitkisel ağırlıklı beslenmenin kolesterol üzerindeki etkisini gündeme getirdi. Sebze, baklagil, tam tahıl ve ölçülü miktarda bitkisel yağ içeren modeller LDL düzeyinin düşürülmesine yardımcı olabiliyor. Etkinin tek bir “şifa” ürününden değil, toplam beslenme düzeninden kaynaklanması bekleniyor.
Bitkisel ürünlerin doğal olması, her koşulda güvenli oldukları anlamına gelmiyor. Bazı takviyeler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir veya karaciğer üzerinde yük oluşturabilir. Kolesterol tanısı alan kişilerin takviye kullanmadan önce hekim ve eczacıya danışması gerekiyor.
Çocuklarda yüksek kolesterol de görülebiliyor
T24’te çocuklarda kolesterol yüksekliğine ilişkin değerlendirmede, sorunun yalnızca yetişkinlere özgü olmadığı vurgulandı. Ailesel hiperkolesterolemi adı verilen kalıtsal durumda çocukluk çağından itibaren LDL düzeyi yüksek seyredebilir. Ailede erken yaşta kalp krizi veya damar hastalığı öyküsü bulunması, çocukların doktor değerlendirmesinden geçirilmesini gerektirebilir.
Çocuklarda tarama kararı yaş, aile öyküsü, kilo durumu, beslenme alışkanlıkları ve eşlik eden hastalıklar dikkate alınarak veriliyor. Çocuklara gelişigüzel diyet yaptırmak yerine, büyüme ve gelişmeyi destekleyen dengeli bir beslenme planı oluşturulması gerekiyor. Kan tahlili sonuçları, çocuğun yaşı ve klinik bulgularla birlikte çocuk sağlığı veya çocuk endokrinolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
Kolesterol yüksekliği çoğu zaman belirti vermediği için düzenli sağlık kontrolleri önem taşıyor. Kan yağları ölçülen kişilerin sonuçlarını tek başına yorumlamak yerine, tansiyon, kan şekeri, aile öyküsü ve yaşam tarzıyla birlikte hekimine aktarması; tedavi kararı verilirse ilaç ve beslenme planını düzenli sürdürmesi gerekiyor.