Sivrisineklerle bulaşan Batı Nil virüsü, sivrisinek ısırığı sonrası ortaya çıkabilecek ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtiler nedeniyle yeniden gündeme geldi. Virüsün insanlara çoğunlukla enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla geçtiği, kuşların ise virüsün doğadaki dolaşımında önemli bir rol oynadığı aktarılıyor.
Yeni Şafak'ta yer alan haberde, uzman değerlendirmeleriyle sivrisinek kaynaklı enfeksiyonlardan korunmanın yolları ele alındı. Virüsün her bulaştığı kişide ağır hastalık oluşturmadığı, bazı kişilerin herhangi bir belirti yaşamadan enfeksiyonu geçirebildiği belirtilirken, özellikle ileri yaştakiler, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve kronik hastalığı bulunanlar için daha dikkatli olunması gerektiği vurgulandı.
Belirtiler birkaç gün sonra ortaya çıkabiliyor
Batı Nil virüsü bulaşan kişilerde belirtiler genellikle sivrisinek ısırığından hemen sonra değil, belirli bir süre geçtikten sonra görülebiliyor. Ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı, bulantı, kusma ve ciltte döküntü en sık anılan şikayetler arasında yer alıyor.
Enfeksiyonların büyük bölümü hafif seyredebilse de nadir durumlarda sinir sistemini etkileyen ağır tablolar gelişebiliyor. Ense sertliği, bilinç bulanıklığı, şiddetli baş ağrısı, ışığa karşı hassasiyet, kaslarda güçsüzlük veya nöbet görülmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Bu belirtiler yalnızca sivrisinek kaynaklı enfeksiyonlara özgü olmadığı için tanının hekim muayenesi ve gerekli laboratuvar testleriyle konulması önem taşıyor.
Korunmanın ilk adımı açıkta kalan cildi azaltmak
Uzmanların önerdiği korunma yöntemlerinin başında, özellikle sivrisineklerin daha aktif olduğu akşam ve gece saatlerinde uzun kollu giysiler tercih edilmesi geliyor. Açık renkli ve vücudu mümkün olduğunca örten kıyafetler, sivrisinek temasını azaltabiliyor.
Cilde uygulanabilen sivrisinek kovucuların ürün talimatlarına uygun kullanılması da öneriliyor. Kovucunun göz, ağız ve tahriş olmuş ciltle temas ettirilmemesi; çocuklarda ise ürün seçimi ve uygulama konusunda sağlık çalışanlarının ya da ürün etiketindeki yaş uyarılarının dikkate alınması gerekiyor. Evlerde pencere ve kapılara sineklik takılması, uyuma alanlarında uygun koruyucu ağların kullanılması da riski düşüren önlemler arasında sayılıyor.
Durgun su birikintileri sivrisinek üremesini hızlandırıyor
Sivrisineklerin üremesi için büyük göllere ya da geniş su alanlarına ihtiyaç bulunmuyor. Saksı altlarında biriken sular, kullanılmayan kovalar, yağmur olukları, hayvanların su kapları ve açıkta bırakılan küçük kaplar da üreme alanına dönüşebiliyor.
Bu nedenle ev ve iş yeri çevresindeki su birikintilerinin düzenli olarak boşaltılması, kapların ters çevrilmesi ve su depolarının kapalı tutulması gerekiyor. Havuzların bakımının aksatılmaması, yağmur oluklarının temizlenmesi ve apartman ortak alanlarında biriken suların kontrol edilmesi de yalnızca bireysel değil, toplumsal korunma açısından önem taşıyor.
Her sivrisinek ısırığı enfeksiyon anlamına gelmiyor
Uzmanlar, sivrisinek ısırığının tek başına Batı Nil virüsü ya da başka bir enfeksiyon bulunduğunu göstermediğine dikkat çekiyor. Isırık sonrasında oluşan kaşıntı ve kızarıklık çoğu zaman bölgesel bir cilt tepkisi olarak ortaya çıkıyor; ancak ateş, yaygın döküntü, belirgin halsizlik veya nörolojik belirtiler tabloya eşlik ederse tıbbi değerlendirme gerekiyor.
Virüslerden korunmada temel yaklaşım, sivrisinek temasını azaltmak ve belirtiler geliştiğinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmak. Özellikle sıcak havalarda açık alanlarda uzun süre kalan kişilerin, ev çevresindeki su birikintilerini düzenli biçimde kontrol etmesi ve koruyucu önlemleri günlük yaşamın parçası haline getirmesi isteniyor.