Değerli Konut Vergisi kapsamına girecek konutlar için 2027 yılında uygulanacak sınır, 2026 yılı yeniden değerleme oranının kesinleşmesiyle netleşecek. Verginin hesabında konutun piyasa satış fiyatı değil, emlak vergisine esas bina ve arazi vergi değeri dikkate alınıyor. Bu nedenle yüksek fiyatla satılan her konut otomatik olarak değerli konut vergisine tabi tutulmuyor.
2026 yılında Türkiye genelinde mesken nitelikli taşınmazlar için uygulanan eşik 19 milyon 713 bin lira olarak belirlenmişti. 2027 sınırı ise bu tutarın 2026 yılı için açıklanacak yeniden değerleme oranında artırılmasıyla hesaplanacak. Yeniden değerleme oranının yüzde 25,49 olması halinde eşik yaklaşık 24 milyon 738 bin liraya çıkacak. Bu rakam, resmi tebliğ yayımlandığında kesinlik kazanacak.
2027 sınırı hangi hesapla belirlenecek?
Değerli Konut Vergisi sınırı her yıl yeniden değerleme oranı dikkate alınarak güncelleniyor. Hesaplama, bir önceki yıl için geçerli tutarın yeniden değerleme oranında artırılması ve ortaya çıkan miktarın ilgili mevzuatta öngörülen şekilde tamamlanmasıyla yapılıyor.
Bu nedenle 2027 yılı eşiği için temel alınacak rakam 2026’da uygulanan 19 milyon 713 bin liralık sınır olacak. 2026 yılı yeniden değerleme oranı yüzde 25,49 olarak uygulanırsa 19 milyon 713 bin liralık tutar yaklaşık 24 milyon 738 bin liraya ulaşacak. Oranın yüzde 25,49’dan farklı açıklanması halinde 2027 sınırı da aynı ölçüde değişecek.
Her yüksek değerli ev vergiye tabi olmayacak
Verginin kapsamı, konutun emlak vergisi değerine göre belirleniyor. Bir meskenin piyasa değerinin 25 milyon liranın üzerinde olması, tek başına Değerli Konut Vergisi doğurmuyor. Belediyeler tarafından hesaplanan ve emlak vergisinin belirlenmesinde kullanılan vergi değeri, sınırın üzerinde bulunuyorsa vergi yükümlülüğü gündeme geliyor.
Bu ayrım özellikle büyükşehirlerde yaşayan ev sahipleri açısından önem taşıyor. Satış fiyatları ile belediyelerin belirlediği vergi değerleri arasında ciddi fark bulunabildiği için mülk sahiplerinin yalnızca ilan ve ekspertiz bedeline bakarak karar vermemesi gerekiyor. Vergi değerinin bağlı bulunulan belediyeden kontrol edilmesi, yükümlülük konusunda daha sağlıklı sonuç veriyor.
Bir konutu olanlara istisna uygulanıyor
Türkiye sınırları içinde mesken nitelikli tek taşınmaza sahip olan kişilerin bu konutu, değeri sınırı aşsa dahi Değerli Konut Vergisi’nden istisna tutuluyor. Birden fazla konutu bulunan mükellefler ise belirli şartlar altında bir meskenini istisna kapsamında değerlendirebiliyor. İstisnanın hangi konut için kullanılacağı, taşınmazların vergi değeri ve mülkiyet durumuna göre önem kazanıyor.

Meskenin birden fazla kişiye ait olması halinde paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti bakımından farklı uygulamalar ortaya çıkabiliyor. Kişinin kendi adına kayıtlı konut sayısı, taşınmazdaki hisse oranı ve konutların kullanım niteliği vergi incelemesinde dikkate alınan başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Vergi oranı konutun değerine göre artıyor
Değerli Konut Vergisi’nde tek bir sabit oran uygulanmıyor. Konutun vergi değeri yükseldikçe vergi oranı da kademeli olarak artıyor. Sınırı aşan ilk dilimde binde 3, daha yüksek değer dilimlerinde binde 6 ve yüzde 1 oranı uygulanıyor.
Vergi tutarı, konutun sınırı aşan toplam piyasa bedeli üzerinden değil, emlak vergisine esas vergi değeri üzerinden hesaplanıyor. Bu nedenle aynı ilçede ve benzer özelliklere sahip iki konutun satış fiyatları birbirine yakın olsa bile belediye kayıtlarındaki vergi değerleri farklıysa ödeyecekleri vergi de farklılaşabiliyor.
Ödeme takvimi nasıl işleyecek?
Değerli Konut Vergisi yıllık olarak hesaplanıyor ve iki eşit taksitte ödenebiliyor. İlk taksit şubat ayının sonuna kadar, ikinci taksit ise ağustos ayının sonuna kadar ilgili vergi dairesine veya yetkili ödeme kanalları üzerinden yatırılıyor. Mükelleflerin beyannamelerini taşınmazın kayıtlı bulunduğu yer vergi dairesine vermesi gerekiyor.
Vergiye tabi olduğunu sonradan tespit eden taşınmaz sahipleri için bildirim ve beyan süresi ayrıca önem taşıyor. Belediyedeki vergi değerinin değişmesi, yeni bir konut edinilmesi, birden fazla konuta sahip olunması veya istisna şartlarının ortadan kalkması yükümlülük doğurabiliyor. Tapu ve belediye kayıtlarının düzenli biçimde kontrol edilmesi, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası riskini azaltıyor.
Kesin rakam resmi tebliğle açıklanacak
2027 yılı için konuşulan yaklaşık 24 milyon 738 bin liralık tutar, yüzde 25,49’luk yeniden değerleme oranı üzerinden yapılan hesaplamayı gösteriyor. Nihai sınır, 2026 yılı yeniden değerleme oranının kesinleşmesinin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanacak düzenlemeyle duyurulacak.
Ev sahiplerinin 2027’de vergi yükümlülüğü bulunup bulunmadığını belirlerken konutun güncel satış fiyatını değil, belediyedeki emlak vergisi değerini ve sahip olunan mesken sayısını esas alması gerekiyor. Resmi rakam açıklandığında belediyeler ile vergi dairelerindeki kayıtlar yeni sınır doğrultusunda güncellenecek.