Tarımcılar, tarlaya çıkış hazırlıklarının yoğunlaştığı dönemde akaryakıt, gübre ve diğer üretim girdilerindeki artışlarla karşı karşıya kaldı. Bianet’in “Çiftçinin traktörü çalışacağı zaman zamlar geliyor” başlıklı haberinde, üreticilerin özellikle traktör ve tarımsal makine kullanım maliyetlerindeki yükselişten yakındığı aktarıldı. Mazot fiyatındaki her artış, yalnızca tarladaki sürüm ve ekim giderini değil, ürünün hasada kadar geçen bütün sürecini etkiliyor.
Çiftçinin maliyet hesabı traktörün depoyu doldurmasıyla başlamıyor. Tohum, gübre, zirai ilaç, sulama, işçilik, nakliye ve kredi faizleri aynı bütçenin içinde yer alıyor. Ürün tarladan çıkmadan yapılan bu harcamalar, hasat döneminde oluşacak fiyatın çiftçinin elinde kalıp kalmayacağını belirliyor. Girdi fiyatları yükselirken ürün fiyatlarının aynı hızda artmaması, üreticiyi daha fazla borçlanmaya veya ekim alanını daraltmaya itiyor.
Akaryakıt artışı tarladaki hesabı bozdu
Nefes gazetesinde yer alan habere göre, akaryakıt zamlarının ardından bazı üreticiler tepkilerini tonlarca gübreyi ilgili kurumların kapısına bırakarak gösterdi. Bu tepki, gübrenin fiyatından çok daha geniş bir soruna işaret ediyor: Çiftçi, üretim için zorunlu olan girdiyi satın alamadığında tarlasını zamanında hazırlayamıyor.
Gübre maliyetindeki yükseliş, verim beklentisini de doğrudan etkiliyor. Üretici yeterli gübre kullanamadığında dönüm başına alacağı ürün azalabiliyor; ihtiyacını karşılamak için borçlandığında ise hasat sonrasında eline geçecek gelirin önemli bir bölümü borç ödemelerine ayrılıyor. Mazot ve gübredeki artışın aynı döneme denk gelmesi, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin nakit akışını sıkıştırıyor.
Meclis gündeminde görünmeyen bütçe tartışması
Tarımdan Haber, çiftçilere yönelik 100 milyar liralık bir bütçenin Meclis’in doğrudan görmediği bir kalem içinde yer aldığı iddiasını gündeme taşıdı. Haberde, bu kaynağın “gizli bütçe” olarak nitelendirildiği ve söz konusu düzenlemenin tarım destekleri bakımından önem taşıdığı belirtildi.
Tarım desteklerinde üreticinin en çok ihtiyaç duyduğu başlıkların başında öngörülebilirlik geliyor. Çiftçi, hangi ürüne ne kadar destek verileceğini, ödemenin hangi tarihte yapılacağını ve destek kapsamındaki şartları ekimden önce bilmek istiyor. Kaynağın büyüklüğü kadar dağıtım yöntemi, başvuru koşulları ve ödeme takvimi de üretim kararlarını etkiliyor. Bütçenin hangi kalemlerden oluştuğu ve desteğin hangi üretici gruplarına ulaşacağı konusundaki belirsizlikler, açıklanan rakamın sahadaki karşılığını zayıflatabiliyor.

Kadın çiftçi borçla üretimi sürdürmeye çalışıyor
Sözcü gazetesinin “Kadın çiftçi borç içinde” başlıklı haberinde, tarımsal üretimde kadınların karşı karşıya kaldığı borç yüküne dikkat çekildi. Kadınlar tarlada, hayvancılıkta ve ürünlerin işlenip pazarlanmasında önemli sorumluluk üstlenirken, finansmana erişim ve mülkiyet koşulları nedeniyle destek mekanizmalarından erkek üreticiler kadar yararlanamayabiliyor.
Kadın çiftçilerin yaşadığı sorun yalnızca borcun miktarıyla sınırlı değil. Üretim kararlarında söz sahibi olma, kooperatiflere katılım, krediye erişim ve ürününü doğrudan pazarlayabilme imkânı, elde edilen geliri belirliyor. Borçların çevrilemediği dönemlerde kadınların ücretsiz aile emeği daha da artıyor; üretimin sürmesi için hane gelirinden, kişisel birikimlerden veya yeni kredilerden yararlanılması gerekiyor.
Alternatif ürün arayışı bazı üreticilere nefes aldırıyor
Uzmanpara’da yer alan bir haberde, bir üreticinin 36 dönümde denediği ürünü elde ettiği sonuçların ardından 400 dönüme taşıdığı ve aynı ürünü diğer çiftçilere önerdiği aktarıldı. Bu örnek, yüksek maliyetler karşısında üreticilerin yalnızca geleneksel ürünlere bağlı kalmayıp daha yüksek gelir veya daha düşük girdi maliyeti sağlayabilecek seçenekleri araştırdığını gösteriyor.
Her ürün her bölgede aynı sonucu vermiyor. İklim, toprak yapısı, sulama imkânı, hasat zamanı, depolama koşulları ve pazara uzaklık, ürün tercihinde belirleyici oluyor. Bir üreticinin 36 dönümde başarılı olması, aynı sonucun 400 dönümde ya da başka bir ilçede otomatik biçimde alınacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle ürün değişikliği kararının tarımsal danışmanlık, alım garantisi ve pazar araştırmasıyla desteklenmesi gerekiyor.
Üreticinin beklentisi maliyetle birlikte gelir güvencesi
Çiftçilerin talepleri akaryakıt ve gübre fiyatlarının düşürülmesiyle sınırlı kalmıyor. Üretici; uygun faizli ve uzun vadeli kredi, zamanında ödenen destek, planlı üretim, güçlü kooperatifler, depolama imkânı ve ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalmayacağı bir pazarlama düzeni istiyor.
Tarım sektöründe alınan kararların etkisi tarladaki üreticiyle sınırlı kalmıyor; gıda arzını, tüketici fiyatlarını ve kırsal istihdamı da belirliyor. Bu nedenle açıklanan bütçe kaynaklarının ve destek programlarının şeffaf biçimde duyurulması, ödemelerin üretim takvimine uygun yapılması ve özellikle küçük üreticiyle kadın çiftçiye erişecek mekanizmaların güçlendirilmesi bekleniyor. Tarımcıların gözü, yeni desteklerin kapsamı ile akaryakıt ve gübre maliyetlerine ilişkin atılacak adımlarda.