Türkiye’de obezite ve buna bağlı sağlık sorunlarının önümüzdeki yıllarda daha geniş bir kesimi etkileyebileceği uyarısı yapıldı. GZT’de yer alan değerlendirmede, beslenme biçiminin değişmesi, yüksek kalorili ürünlerin kolay ulaşılabilir hale gelmesi ve fiziksel aktivitenin azalması riskin temel nedenleri arasında gösterildi. Uzman, gerekli önlemler alınmadığı takdirde 2050’ye doğru tablonun daha ciddi bir boyuta ulaşabileceğine dikkat çekti.
Obezite yalnızca kilo artışı olarak değerlendirilmiyor. Fazla kilo; kalp ve damar hastalıkları, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, eklem sorunları ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. Çocukluk çağında başlayan kilo sorunlarının yetişkinlikte kalıcı hale gelmesi, sağlık sistemleri üzerindeki yükü de artırıyor.
Hareketsiz yaşam riski büyütüyor
Uzmanlara göre masa başında geçirilen sürenin uzaması, ulaşımda kısa mesafelerde dahi araç kullanılması ve ekran karşısında geçirilen zamanın artması günlük enerji harcamasını düşürüyor. Türkiye’de sigara tüketimine ilişkin endişelendiren tablonun yanı sıra sağlıksız beslenme ve düşük fiziksel aktivite de toplum sağlığı açısından birlikte ele alınması gereken başlıklar arasında bulunuyor.
Beslenme tercihlerindeki değişim de dikkat çekiyor. Şekerli içecekler, işlenmiş atıştırmalıklar, yüksek tuz ve doymuş yağ içeren hazır ürünler sık tüketildiğinde günlük kalori alımı fark edilmeden yükseliyor. Porsiyonların büyümesi ve düzensiz öğünler, kişinin ne kadar yediğini takip etmesini güçleştiriyor.
Uzmandan obezite riskini azaltacak 8 öneri
Uzman, bireylerin günlük alışkanlıklarını gözden geçirerek uygulayabileceği sekiz temel adım sıraladı. Öneriler, kısa süreli ve ağır diyetlerden çok sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliklerine dayanıyor.

- Porsiyonları küçültmek: Tabağın tamamını doldurmak yerine sebze, baklagil ve protein kaynaklarına daha fazla yer verilmesi, yüksek kalorili yiyeceklerin miktarının azaltılması öneriliyor.
- Şekerli içeceklerden uzak durmak: Gazlı içecekler, aromalı hazır içecekler ve fazla şeker içeren kahveler yerine su, ayran veya şekersiz içecekler tercih edilmeli.
- Günlük hareketi artırmak: Düzenli yürüyüş, merdiven kullanımı ve uzun süre oturmaya ara verilmesi, yoğun egzersiz yapamayan kişiler için de uygulanabilir seçenekler arasında gösteriliyor.
- İşlenmiş gıdaları sınırlamak: Ambalajlı ürünlerin etiketindeki şeker, tuz, yağ ve enerji değerlerinin kontrol edilmesi, daha bilinçli seçim yapılmasına yardımcı olabilir.
- Öğün düzeni oluşturmak: Uzun süre aç kaldıktan sonra aşırı yemek yerine gün içine dengeli dağıtılmış öğünler tercih edilmeli. Gece geç saatlerde kontrolsüz atıştırmanın önüne geçilmesi de önem taşıyor.
- Uyku süresine dikkat etmek: Yetersiz uyku, iştahı ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelimi artırabiliyor. Düzenli uyku, kilo kontrolünün destekleyici unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.
- Kilo ve bel çevresini izlemek: Kilo değişiminin erken fark edilmesi, risk büyümeden beslenme ve hareket alışkanlıklarının yeniden düzenlenmesini sağlayabilir.
- Uzman desteği almak: Kişinin kendi başına uyguladığı yöntemler sonuç vermediğinde diyetisyen, hekim veya gerekli durumlarda psikolojik danışmanlık desteğine başvurulması gerekiyor.
Çocukların beslenmesi özel önem taşıyor
Uzman değerlendirmesinde çocukların ve gençlerin beslenme alışkanlıklarına ayrı bir parantez açıldı. Okul kantinlerinde yüksek şeker ve tuz içeren ürünlerin yerine daha sağlıklı seçeneklerin artırılması, ailelerin de evde düzenli öğün ve hareket konusunda rol model olması gerektiği belirtildi.
Çocukların kilo sorunlarıyla karşılaşıldığında baskıcı ve suçlayıcı bir dil kullanılmasının doğru olmadığı ifade edildi. Ailelerin, hızlı kilo kaybı vaat eden programlar yerine çocuk doktoru ve diyetisyen gözetiminde yaşa uygun bir plan oluşturması öneriliyor.
Kişisel çabanın yanında kamu politikası gerekiyor
Obeziteyle mücadelede sorumluluğun yalnızca bireylere bırakılmaması gerektiği vurgulanıyor. Sağlıklı gıdaya erişimin kolaylaştırılması, okullarda beslenme eğitiminin güçlendirilmesi, şehirlerde yürüyüş ve bisiklet alanlarının artırılması, gıda etiketlerinin anlaşılır hale getirilmesi beklenen adımlar arasında yer alıyor.
Uzmanlar, kilo sorunlarının tek başına görünüş veya irade meselesi gibi ele alınmaması gerektiğini belirtiyor. Riskin erken fark edilmesi, düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve kişiye uygun destek alınması, 2050’ye uzanan süreçte toplum sağlığını korumaya yönelik başlıca araçlar olarak öne çıkıyor.