Amiral Cihat Yaycı, İsrail tarafından yayımlanan haritayı GZT’ye analiz etti. Haritanın içerdiği sınırlandırmaların ve kullanılan görsel dilin, yalnızca teknik bir bilgilendirme amacı taşımadığını belirten Yaycı, İsrail’in bölgesel hedeflerini doğrudan açıklamak yerine kamuoyunda belirli bir algı oluşturmayı tercih ettiğini söyledi.
Yaycı’nın değerlendirmesine göre söz konusu harita, ilk bakışta coğrafi bir sunum gibi görünse de seçilen alanlar, vurgulanan bölgeler ve haritanın yayımlanma biçimi birlikte ele alındığında siyasi ve psikolojik mesajlar taşıyor. Haritanın hangi dönemde, hangi açıklamayla ve hangi hedef kitleye yönelik yayımlandığı; içeriğin kendisi kadar önem taşıyor.
Haritanın görsel dili ne anlatıyor?
Haritalar, devletlerin söylem üretme araçları arasında yer alıyor. Renk seçimi, sınırların gösteriliş biçimi, bazı bölgelerin öne çıkarılması ya da başka alanların belirsiz bırakılması, izleyicide belirli bir coğrafi gerçeklik algısı yaratabiliyor. Yaycı, İsrail’in yayımladığı haritanın da bu yöntemlerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Amiral Yaycı, haritanın doğrudan bir askeri plan ya da resmî sınır önerisi olarak okunmasının yanıltıcı olabileceğine dikkat çekti. Ona göre asıl mesele, haritanın bölge ülkelerinde, uluslararası kamuoyunda ve karar alıcı çevrelerde hangi düşünceyi yerleştirmeye çalıştığı. Bu nedenle görselin teknik doğruluğundan önce siyasi amacı sorgulanmalı.
Yaycı algı operasyonu ihtimaline işaret etti
İsrail’in bölgesel gelişmeler karşısında zaman zaman askeri adımlarla eş zamanlı iletişim kampanyaları yürüttüğünü belirten Yaycı, haritanın da bu yaklaşımın bir parçası olabileceğini ifade etti. Haritanın yayımlanmasıyla bazı iddiaların önceden normalleştirilmesi, hedef gösterilen bölgeler hakkında kamuoyunun hazırlanması veya İsrail’in kendisini belirli bir güvenlik çerçevesi içinde konumlandırması amaçlanabilir.
Yaycı’nın “oyun içinde oyun” olarak nitelediği yaklaşım, tek bir açıklamadan çok farklı mesajların aynı anda verilmesine dayanıyor. Bir yandan güvenlik gerekçesi öne çıkarılırken diğer yandan bölgesel güç dengelerine ilişkin yeni bir anlatı kurulabiliyor. Bu anlatının kabul görmesi halinde, daha sonra atılabilecek siyasi ya da askeri adımlar için uluslararası alanda uygun bir zemin oluşturulması hedeflenebilir.

Harita tek başına değil, gelişmelerle birlikte okunmalı
GZT’ye yaptığı değerlendirmede Yaycı, haritanın tek başına kesin bir sonuca götürmeyeceğini, bölgedeki askeri hareketlilik, resmî açıklamalar ve diplomatik temaslarla birlikte incelenmesi gerektiğini belirtti. Görselde yer alan bilgilerin kaynağı, haritanın hangi kurum tarafından hazırlandığı ve yayımlandığı platform da analizin önemli başlıkları arasında bulunuyor.
Bu tür materyallerin sosyal medyada kısa sürede dolaşıma girmesi, mesajın etkisini artırıyor. Haritanın tamamı görülmeden yalnızca belirli bir bölümünün paylaşılması, başlıkların görselin önüne geçmesi veya yorumların kaynak bilgisi verilmeden aktarılması, algı operasyonlarının etkisini güçlendiren unsurlar arasında sayılıyor.
Türkiye açısından hangi mesajlar öne çıkıyor?
Yaycı, İsrail kaynaklı haritaların Türkiye’nin güvenliği ve bölgesel konumu bakımından dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin çevresindeki gelişmelerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yaycı, siyasi açıklamalar, askeri üslerin kullanımı, hava faaliyetleri ve propaganda içeriklerinin aynı stratejik çerçevede ele alınması gerektiğine işaret etti.
Amiral Cihat Yaycı daha önce GZT’de Birleşik Krallık krizi, Tel Nof Hava Üssü, İsrail’in Ebu Zuhur saldırısı ve Türkiye’ye yönelik tehdit mesajları hakkında yaptığı değerlendirmelerde de sahadaki gelişmelerin yalnızca görünen boyutuyla ele alınmaması gerektiğini savunmuştu. Son harita analizinde de benzer biçimde, kamuoyuna sunulan mesaj ile arka plandaki hedef arasında fark bulunabileceği uyarısını yineledi.
Haritanın bölge ülkeleri ve uluslararası kuruluşlar tarafından nasıl karşılanacağı, İsrail’in ilerleyen dönemde yapacağı açıklamalarla daha net anlaşılacak. Yaycı’nın çağrısı ise görselin doğrudan doğruya bir gerçeklik belgesi kabul edilmemesi, haritanın üretildiği siyasi bağlamın ve eşlik eden gelişmelerin birlikte incelenmesi yönünde.